Birleşik Amerika Devletlerinde geçen yıl Kasım ayında yapılan seçimler sonrasında yaş almış olan kişi ülkenin başkanlığına seçildi. Donald Trump diye bilinen kişi her ülkede bulduğu kuyuları taşlarla doldurmaya çalışıyor. İşi o kadar ileriye götürdüğü anlaşılan bu kişi kendi kafasında oluşturduğu yeni bir dünya düzeninin kurulabilmesi için savaş kışkırtıcılığı yapıyor.
İsrail’in saldırıları ile yerle bir olan Gazze Şeridini turistik merkez olarak yeniden inşa etmek çabasını da gizlemiyor. Trump bu söylemi ile dünya kamuoyunu uğraştırıyor. İsrail saldırıları sırasında öldürülen 50 bini aşkın çocuk, kadınlar başta olmak üzere cesetlerine dahi ulaşılamayan insanların bir değerlerinin olmadığına tanıklık etmemiz isteniyor. İnsanlık için en zor olanı isteniyor. Dünya üzerinde turistik tesis kurulacak yer kalmamış gibi ısrarın perde gerisinde bölgedeki zengin hidrokarbon yataklarının varlığı emperyal ülkelerin iştahını kabartıyor. Bölgede belirlenen hidrokarbonun
Avrupa’ya uzun süre yeteceği ve bu nedenle de Rus doğal gazına gereksinim duyulmaması amaçlanıyor.
Filistinli gruplar arasında yaşanan iç çatışmaların emperyal ülkelerin çıkarlarına yarayacağının göz ardı ediliyor olması bölgenin her an yeniden kan gölüne dönülmesinin engellenmesi olanaksız ötesi olacaktır. 1967 yılında birlikte savaşa katılmış olanlar Yaser Arafat önderliğinde laik bir düzenin savunmasını yapanlara karşı din olgusunu öne çıkaran Hamas ile aralarında uzun süren iç savaşı yaşatarak İsrail’in elini bir kez daha güçlendiriyorlar.
Filistinliler arasında yaşanan bölünmüşlük yeni çatışmalara gebedir. Yaser Arafat’ın önderliğinde kurulan Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) bu günlerde lider arayışındadır. Mahmut Abbas’ın görevi bırakacağının hesapları yapılırken örgütün kıdemli liderlerinden Hüseyin eş Şeyhinin seçilmesine kesin gözüyle bakılıyor.
Filistin’de bunlar yaşanırken son bölge olarak hem Batı Şeria’da ve Gazze Şeridinde iki ayrı devlet yapısının kurulmasının hazırlıklarının yapıldığı haberlerini inandırıcılıktan uzak bir olasılık olduğunun da bilinmesi gerekiyor. Suriye’de ise çatışmasız ve kavgasız hükümeti ele geçirenlerin İsrail ile işbirliği yapma çabasında olduğu belirtiliyor. Bu durum bölgede mezhep savaşlarını kışkırtmış olacaktır.
Kıbrıs’ta ise barış için çaba harcanmasının ne kadar önemli olduğu konusunda yakın çevremizde yaşanan olaylardan gerekli ders ve dersleri çıkarmamız gerekiyor mu ne…
SEVGİ ile kalınız…